Kapatılan termik santrallar yeniden devrede!

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası, yaptığı basın açıklamasında, çevreyi kirlettiği için kapatılan termik santrallerin yeniden devreye alındığını duyurdu.

TMMOB Kimya Mühendisleri Odası “Çevre ile ilgili yükümlülüklerini yıllardır yerine getirmeyen santral sahipleri altı ayda sorunları çözdüler mi?” başlıklı açıklamasında çevreyi kirlettiği için kapatılan termik santrallerin yeniden devreye alındığı belirtildi.

Bir yıl süreyle geçici çalışma izni verilen santrallerden kaynaklanan emisyonlar konusunda kamuoyu tepkilerinin ortaya çıktığını vurgulayan Kimya Mühendisleri Odası, “Örneğin, iki ünitesinin yeniden işletmeye alınmasına izin verilen Afşin- Elbistan A Santralının, kapasitesinin büyüklüğü ve yakma sisteminin özelliği de dikkate alındığında, kül tutma sistemleri rehabilite edilerek ve iki ünitesinin Baca Gazı Kükürt Arıtma tesisi tamamlanarak nasıl kısa sürede yönetmeliklere uygun hale getirildiği açıklanmaya muhtaçtır. Ayrıca bu sistemler birbiriyle ilişkili olup, santrallarda elektrofiltreler (veya varsa diğer kül tutma sistemleri) iyi çalışmıyorsa Baca Gazı Kükürt Arıtma sistemlerinden yeterli verimin alınması da mümkün değildir” dedi.

Sorulara açıklık getirilmesi gerektiğini söyleyen Kimya Mühendisleri Odası şu noktalara dikkat çekti:

● Şimdi ve daha önce geçici faaliyet izni verilen santrallarda, çevre ile ilgili yükümlülüklerinin yerine getirilmesi amacıyla santral işletmecileri tarafından yapılması gereken yatırımların ilerleme-tamamlanma durumunun ayrıntılı olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kamuoyuyla paylaşılması yararlı olacaktır.

● Bilindiği gibi, kömür santrallarından kaynaklanan gaz halindeki kirleticiler kükürtdioksit (SO2) ile sınırlı olmayıp, azot oksitlerin (NOx) de dikkate alınması gereklidir. Dünya Sağlık Örgütü`nün halk sağlığı açısından daha zararlı olarak gördüğü 2,5 mikrondan küçük partiküller konusunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nın çalışmaları var mıdır?

● Söz konusu santrallarda sürekli ölçülmesi gereken kükürtdioksit, azot oksitler, uçucu kül ve karbon monoksit (CO) değerleri kamuoyuna açık olmalıdır; ayrıca hidrojen klorür ve hidrojen florür değerlerinin Sanayi Kaynaklı Hava Kirliliğinin Kontrolü Yönetmeliği Ek-2`deki kütlesel debileri aşıp aşmadığı kontrol edilmelidir.

● Kömürle çalışan tüm santralların etki alanı içerisinde hava kalitesinin ölçülmesi için hakim rüzgar yönü, gerekli mesafeler, çevredeki yerleşim yerleri gibi faktörler dikkate alınarak, maruz kalınan kirliliği temsil edecek şekilde hava kalitesi ölçümü istasyonları kurulmalı ve sürekli olarak ölçülen kirletici değerleri  kamuoyuyla paylaşılmalıdır. Bu istasyonlar kamunun kontrolünde ve denetiminde olmalıdır.Reklam

● Linyitin yakılmasından kaynaklanan kül-cüruf, baca gazı kükürt arıtma tesislerinden kaynaklanan katı atıkların nasıl depolandığı, düzenli depolama tesislerinin durumu ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından gerekli denetimlerin yapılıp yapılmadığı açıklanmalı, sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

● Santrallardan kaynaklanan sıvı atıkların ilgili yönetmeliklere uygun olarak bertaraf edildiğinin denetlenmesi ve bu konudaki verilerin kamuoyu ile paylaşılması gerekmektedir. Su kaynaklarının rasyonel kullanımı da konunun önemli bir diğer boyutudur

● Yıllardır hiçbir önlem alınmadan çalıştırılan santralların hava, toprak ve su üzerindeki etkilerini ortaya çıkarmak amacıyla, santralların çevrelerinde cıva dahil ağır metal kirliliğinin saptanması için üniversitelerimizce bilimsel araştırma çalışmalarının yapılması ve bu tür araştırmaların kömürlü santralların tümü için genişletilmesi ve verilerin kamuoyuyla paylaşılması gereklidir. 

“Madencilik de dahil olmak üzere, kömürün elektrik üretiminde kullanılmasının yarattığı önemli çevre sorunları vardır” denilen açıklamada, “Zaman içinde teknolojik önlemler geliştirilmekte, ancak çevre ve halk sağlığı açısından önlem alınması gereken kirletici parametrelerin sayısı da artmakta, sınır değerleri giderek düşürülmektedir. Batı ülkelerinde kömür santrallarından uzaklaşılmasının önemli nedenlerinden biri çevre ile ilgili gerekli yatırımların kömür santrallarının maliyetlerini giderek arttırmasıdır” ifadeleri kullanıldı.

Özelleştirmeye de değinilen açıklamada, “Söz konusu santrallar kamunun sahipliğindeyken, özelleştirmenin sürekli gündemde tutulması, ilgili kamu kuruluşuna finansman ayrılmasının tercih edilmemesi sonucunda tüm santrallara Baca Gazı Kükürt Arıtma tesisi yapılamamıştır. Zaman içinde kirleticilerin emisyon limitlerinin düşürülmesi de santrallarda ek yatırım ihtiyacını ortaya çıkarmıştır. Kaldı ki, konu sadece yatırım yapılmasıyla da bitmemektedir. Ülkemizdeki kömür santralı işletmeciliği deneyimlerinin çevre açısından iyi bir sınav vermediği bilinmektedir. Yeterli denetim yapılmamasının da bu durumda rolü vardır. Santralların özelleştirilmesi aşamasında firmaların çevre ile ilgili yükümlülüklerini yerine getirmek için gereken yatırımları yapıp, işin gerektirdiği yetkin bir işletmecilik ortaya koymak yerine kısa vadeli bir bakış açısıyla elektrik satışını sadece bir kazanç alanı olarak gördükleri anlaşılmaktadır” denildi.

Açıklamada son olarak, “Elektriğin kâr getiren bir meta değil, toplumsal refah, sanayileşme, kentleşme gibi alanlara girdi sağlayan bir altyapı hizmeti olduğu dikkate alınmalı, kömür santralleri konusu ilgili tüm tarafların katılımıyla, çevresel ve tüm toplumsal yönleriyle birlikte ele alınarak uzun vadeli ve gerçekçi politikalar geliştirilmelidir” ifadeleri yer aldı.

KAYNAK: EVRENSEL

COMMENTS

Bir cevap yazın